• 15-06-2024 07:35

Manset.nl

Manset Gazetesi Hollanda

“Bu adaletsizliğe karşı sesimizi duyurmamız gerekir”

Oct 24, 2022

Yürürlüğe giren yasa, imzalanan Ankara Antlaşması’na tamamen aykırı

1963 yılında Türkiye ve Hollanda arasında imzalanan Ankara Antlaşması’nı hiçe sayan Hollanda, 1 Ocak 2022 tarihinden itibaren yeni uyum yasasını devreye soktu. Yürürlüğe giren bu yasa, imzalanan Ankara Antlaşması’na tamamen aykırı olmasına rağmen şuan uygulanıyor. Bizler için önemli ve hassas olan konuyu STK temsilcilerine ve hukukçulara sorduk. Onların konuyla alakalı görüş ve açıklamalarını sizlerle paylaşıyoruz.

Murat Gedik – Hollanda Türk Federasyon Başkanı

1963 Ankara Antlaşması’nın Hollanda tarafından tek taraflı olarak 1 Ocak 2022 tarihinden itibaren ihlal edilmesi, daha doğrusu yok sayılması, üzücü ve aynı zamanda da düşündürücüdür. Üzücü olması, elbette bir antlaşmaya dayanan hakların elden alınmasıdır ve güvenin zedelenmesidir. Düşündürücü olanı ise, bu topraklarda yaşayan Türklerin psikolojik olarak baskı altına alınmasıdır. Ne demek yani, Türkleri her zaman uyuma ters olarak göstermek. Yazık oluyor, büyük bir kalıcı toplumu böyle incitmek ve baskı altında tutmak. Şunu öncelikle belirtmek gerekir ki, uyuma kimse karşı gelemez. Karşı gelen var ise, ondan da yaşamış olduğu topluma hiç faydası olmadığı gibi, zararı dokunur. Vazgeçilmez bir parçası olduğumuz ülkenin dilini (sözlü ve yazılı), tarihini, gelenek ve göreneklerini bilmek şarttır. Toplum ile iç içe olup her türlü konuda katkı sağlamak bir insanlık görevidir.

Fakat, gel görelim ki Hollanda’da Türklerle ilgili siyasilerin uyum çıkışları gerçekten bizleri üzmekte ve ayrımcılık kokmaktadır. Ortada bir antlaşma var ve bunu hiçe sayan uyum yasası ile açıkçası bir ötekileştirme girişimi var. Burada bunun ayrıntılarına girmenin bir anlamı yok, zaten uzmanlar gereken mercilerde bunları dile getirmektedirler. Fakat, bizler, hem fert olarak hem de Türk toplumunun belirli kısmını temsil eden kurum ve kuruluşlar olarak bu adaletsizliğe karşı sesimizi duyurmamız gerekir. Bu vesileyle de ilk adımlar atılmış oldu… Haydi Bismillah…  

İsmet Özkara – Avukat

Bu yasa, Avrupa Adalet Divanı’nda karar alınmasına rağmen yürürlüğe girdi maalesef. Hollanda, bazı durumlarda Ankara Anlaşması’nın geçerli olmadığına kanaat getirdi. Oysa Avrupa Adalet Divanı kararına göre, böyle bir durumda belirli kriterlere uyulması gerekiyor. Birincisi, bu uyum yasası gerçekten gerekli mi? Bunun cevabını vermesi gerekiyor. İkincisi, Türk vatandaşlarının Hollanda’ya entegre olmadığını rakamlarla ispatlaması gerekiyor. Öte yandan diğer AB vatandaşları gibi Türk vatandaşlarına da ayrımcılık yapılmaması lazım. Şuan görüyoruz ki zaten bir Polonyalı, bir Bulgar vs. vatandaşlarına uyum sınavı yapılmıyor sadece Türk vatandaşlarına yapılıyor buda ayrımcılıktır. ABD, Japon vatandaşıysan uyum yasasına gerek yok. Burada zaten ayrımcılık söz konusu.

Birde yasada istisnai durumlar olması lazım. Sınav gerçekten entegrasyona ne katkı sağlıyor, ayrıca sınav sadece Anlara ve İstanbul’daki Hollanda makamlarında yapıldığı için hem yol hem sınav masrafları vs. bunlara dikkat edilmesi gerekir. Bunların hiçbiri yeni çıkan kanunda yok. Daha öncede bu tür davaları Hollanda kaybetti. Türk vatandaşlarını tekrardan aynı şekilde mağdur etmeye çalışıyorlar. Enteresan olan bir başka olay ise, imamların da son saniye bu kanun tasarısına dahil edilmesi. İmamlar zaten belirli bir süreliğine geliyorlar buraya sonra da geri gidiyorlar. Bunların entegre olma gibi bir lüksü yok.

Ömer Altay – HTİKDF Başkanı

Uyum yasası konusunda Türk İslam Kültür Dernekleri Federasyonu’nun genel bakışı:  Defaatle söyledik ve söylemeye devam edeceğiz. Uyum yasasına karşı hiçbir şekilde itirazımız olmadı ve Hollanda’ya gelecek olan bireylerin  bu ülkenin  geçmiş tarihini, dilini, kültürünü ve hayat yaşamlarını bilmesi ve de tanıması kadar doğal  birşey olamaz , bu birikimler bilakis  bireylerin lehine işleyecektir. Karşılıklı entegrasyon için  evet ve tepeden bakışa hayır, hele hele  asimilasyon kelimesine kesinlikle karşıyız  ve hayır diyoruz. Madem uyum yasası getiriyorsunuz, herkese eşit muamele etmek zorundasınız ve bir kesimi diğerlerinden ayrı tutamazsınız.  Bunun adına “ayrımcılık ve ötekileştirme” denir. Herkese eşit  davranılması taraftarıyız. Bu uyum yasasının tek taraflı ve bir millete indirgenmiş olmasına da şiddetle  karşıyız, kınıyoruz ve Avrupa İnsan Hakları sözleşmesine de aykırı olduğunu düşünmekteyiz.

Kenan Aslan – IGMG Milli Görüş (GH) Dış İlişkiler Başkanı

Artık Batı dünyasının bu ayrımcılıklara son vermesi gerektiğini özellikle vurgulamak istiyorum. Hollanda’da yaşayan Türkler son senelerde maruz kaldığı bu gibi davranışlardan dolayı yaşadığı ülkedeki hükümete olan güvenini bu gibi yasalardan dolayı kaybediyor. Biz pozitif ayrımcılık beklemiyoruz, sadece Ankara anlaşmasına uyulmasını bekliyoruz. Güven ilişkisi karşılıklıdır ve güvenin kalıcı olması için haklarımızın yenmemesini arzuluyoruz.

Özellikle genç kardeşlerimizi biz yetişkinler buraya ait olduklarını sürekli aşılamaya çalışıyoruz. Çünkü biz buralıyız ve buranın bir parçasıyız. Ama bu gibi ayrımcılık kokan uygulamalarla tabanımızın güvenci sarsıldığı gibi buraya olan aidiyet duygusu da zedeleniyor. Bunun zedelenmemesi için biz mücadele etmeye devam edeceğiz ama hükümette bu konuda ekstra gayret göstermeli.

Durmuş Doğan – TNOP Başkanı

Hollanda hükümeti1963 yılında Türkiye Hollanda arasında imzalanan Ankara anlaşmasından doğan haklarımızı ortadan kaldırma girişimlerine devam ediyor. Bu normal bir durum mudur hayır. Bu kabul edilebilir bir durum mudur hayır. Hollanda bu girişimiyle hem uluslararası hem de iki ülke arasındaki anlaşmayı tanımıyor.

Asıl mesele bu girişime karşı ne yapılması gerektiğidir. Anlaşmanın bir tarafı olan Türkiye’nin anlaşmadan doğan haklarını korumak için yapması gereken girişimlerdir. Türk hükümeti, Hollanda hükümetinin bu girişimlerini boşa çıkarmak için gerekli hukuki çalışmaları yapmak zorundadır.

Bir diğer tarafta bu girişimden olumsuz etkilenecek olan Türk kökenli Hollandalılardır. Bizlerinde bu konuda yapacak bir şeyleri muhakkak olmalıdır. Hollanda hükümetinin aldığı bu karardan huzursuz olduğumuzu belirtmemiz gerekiyor.Hollanda,  Türk kökenli vatandaşlarını yok sayarak hareket edemez. Bunun için özellikle Avukat İsmet Özkara Bey’in başlatmış olduğu imza kampanyasını ve Avukat Ejder Köse Bey’in girişimlerini destekliyorum.Hatta imza kampanyasının devamında parlamento önünde bu konudan mağdur olduğumuzu içeren pankartlarla fiziksel bir duruş sergilememiz gerektiğine de inanıyorum. Haklarımızın sahip çıkılmasında Türk kökenli Hollandalıları bu konuya duyarlı olmaya davet ediyorum.

Hasan Tekten – UİD Hollanda Başkanı

Hollanda’da 1 Ocak 2022 tarihinden itibaren yürürlüğe giren “Yeni Uyum Yasası” ile Türklere verilen haklar Ankara Antlaşması’na aykırı olarak maalesef geri alındı.Bu yapılan haksızlığa hukuki yollarla dur demek isteyen Avukat İsmet Özkara bir imza kampanyası başlattı ve UİD Hollanda olarak STK’larımızın katılımıyla önemli bir toplantıya ev sahipliği yaptık.

İmza kampanyasına destek olmak adına UID Hollanda olarak ilki 11 Eylül’de ikincisi 7 Ekim tarihinde STK’ların katılımıyla bir araya gelindi. Hollanda’da yaşayan Türkler olarak hakkımızı aramalıyız. Türklere mecbur kılınan sınav Japonyalıdan, Kanadalıdan istenmiyor. Bu yanlış karara göz yummamalıyız. Başlatılan imza kampanyasına toplum olarak destek olmalıyız. 50 bin imza ile Avrupa Adalet Divanı’na başvurarak bu yasanın kaldırılması talebinde bulunmalıyız. Bu talihsiz yasaya,  Türk Toplumu tek yürek olup Alevi’si Sünni’si, sağcısı, solcusu, Laz’ı Çerkez’i birlikte karşı durmalıdır.

Tarık Saki – Horecabond Nederland Başkanı

Hollanda devleti tarafından alınan ve oturum izni almak için 1 Ocak 2022 tarihinden önce Ankara Antlaşması (1963) sebebiyle yapılan başvurularda Sivil Entegrasyon Yükümlülüğü’nden (Inburgeringsplicht) muaf olan Türk vatandaşlarının bu istisnayı kaybetmesi ve buna bağlı olarak 1 Ekim 2022’den itibaren Hollanda’ya girebilmek için (veya kişi başvuru esnasında Hollanda’da bulunuyorsa, süreç boyunca Hollanda’da kalabilmesi için) verilen geçici kalış vizesinin (MVV-sticker) de anca oturum müsaadesi alındıktan sonra verilmesi kararını kabul edilemez bir durum olarak nitelendiriyorum. Hele ki gittikçe yaşlı bir nüfusa sahip olan, Covid-19 sebebiyle inşaat ve özellikle otel, restoran ve kafeterya sektöründe ciddi personel sıkıntısı yaşayan Hollanda’nın böyle bir kararı alması akıl kârı bir durum olduğu söylenemez. 

Belki görüş olarak Hollanda’da yaşamak isteyen (hangi milletten olursa olsun) insanların burada fazla zorluk çekmemeleri için bir an önce Hollanda toplumuna mümkün mertebe entegre olmalarının savunucusuyum, lakin bu ülkede yaşam haklarını kazanmalarının bir dil ve toplum bilimi sınavına bağlı olması, kaderlerinin bu şekilde belirlenmesini ne aklen, ne de vicdanen doğru buluyorum. Türk vatandaşlarının aksine, Avustralya, Kanada, Japonya, Monako, Yeni Zelanda, Vatikan Şehri, Birleşik Krallık, ABD, Güney Kore veya İsviçre vatandaşlarının mevcut yasaya göre muaf olmalarını, çifte standart olarak algılıyorum. 

2006-2011 yılları arası Hollanda’da buna benzer Ankara Anlaşması’nın sağladığı istisnaya rağmen, değişik entegrasyon yükümlülüklerine maruz kalan Türk vatandaşlarının Hollanda Merkez Temyiz Kurulu’nun (CRvB) 16-08-2011 tarihinde verdiği karar sonrası, Hollanda devletinin geri adım atması sağlandığı gibi, gerek mevcut yasadan dolayı mağdur olan ve buna karşı dava açan kişilerin alacakları başarılardan ötürü, gerek Hollanda’daki imza kampanyalarının ve değişik STK’ların girişimlerinin sonucu, mevcut yasada değişikliklere yol açacağı fikrindeyim.  

Zeki Baran – İOT Başkanı

D66 Millet Vekili Jan Paternotte’nun önergesinin Hollanda parlamentosunda kabulü ile Ankara Anlaşması bir kere daha delinmeye çalışılmıştır. Daha öncede bir kaç kez denenmiş Türkler için Danışma Kurulu(İOT)’nun verdiği mücadele ile uygulama durdurulmuştur. Hollanda Hükümetinin uygulamaya koyduğu yeni yasa ise hukuktan yoksun tamamen siyasi bir karardır. Güya Türkiye’den gelen mülteciler dil öğrenmiyormuş onun için böyle bir önlem alınmış. İşin aslı tabii ki öyle değil.

Hollanda Türk toplumu olarak bu yasanın yürürlüğünün durdurulması için herkes elinden gelini yapması lazım. İOT olarak sayın avukat İsmet Özkara ile bir imza kampanyası başlattık. Yeterli imza bulunca konuyu Avrupa Komisyonu’na götüreceğiz ve oradan olumlu bir sonuç alacağımıza inanıyoruz. Bizler uyuma ve dil öğrenmeye karşı değiliz, zorlamaya, aile birleşiminin önüne koyulan engellere karşıyız. Ankara Anlaşması’na göre Avrupa’da yasal yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları Avrupalı gibi muamele görmeleri gerekir. Buradan Hollanda Türk Toplumuna çağrım, lütfen imza kampanyasına katılın ve bu politik kararın da yürütmesini durdurarak çöp tenekesinde yerini almasını sağlayalım.

Emin İskender – MÜSİAD Hollanda Başkan Yardımcısı

Normal şartlarda anlaşmalar tek taraflı değiştirilemez her iki ülkenin karşılıklı mutabakat içerisinde olması gerekiyor. Hollanda yıllar içerisinde bunu hep yaptı yapmaya devam edecek, maalesef bu batının iki yüzlü olmasından kaynaklanıyor.

Üzülerek söylemek gerekirse Hollanda’daki Türk vatandaşlarının yüzde 80’ninin Hollanda vatandaşlığı var, kendilerinin bu durumdan muaf olmalarını sağlıyor. Buda duyarsız kalmak için bir neden oluşturuyor. Fakat kazanılmış hakların korunması Türk vatandaşları için çok önem arz ettiğinin farkında değiller.

Hollanda hükümetinin bu tek taraflı iki yüzlü tutumuna dur demek ne kadar önem arz ediyorsa, gerekli protestoları, ulaşmamız gereken mercilere mektup veya mail yoluyla bu yanlıştan dönmeleri gerektiğini ve kazanılan hakların gasp edilmemesi için elimizden geleni yapmalıyız. Bütün sivil toplum kuruluşlarını, işveren derneklerini, federasyonları, cami derneklerini, bu konuda faydalanabileceğimiz bütün paydaşları konuya duyarlı olmaları konusunda, aynı çalışma ortamında buluşturmamız gerekiyor. Başarabilir miyiz, ben bu konuda umutluyum, bizlerin isteyerek birleştiğimiz zaman çok şeyleri başaracağımızın örnekleri saymakla bitmez.  Zaman kutuplaşmanın, ayrışmanın değil, bir olmanın, tek yumruk halinde haklarımızı  beraber savunmanın zamanıdır.

Bülent Çoban – CHP Birliği Hollanda Başkanı

Avrupa Ekonomik Topluluğunun 1958’de kurulmasından bir yıl sonra Türkiye, bu oluşuma üye olmak için girişimde bulundu. Ancak istenilen sonuç alınamadı. Bu tarihten 1963’e kadar geçen dört yıllık süreçte iki taraf arasında dokuz defa müzakere yapıldı. Sonuçta 12 Eylül 1963’te Ankara Antlaşması imzalandı.

Kısacası Ankara Anlaşması, Hollanda Vizesi, bizlere bir Hollanda vatandaşının sahip olduğu tüm hakları sunar ve ülkemiz için olabilecek en ucuz ve en kolay şekilde Avrupa Vatandaşlığı kapılarını aralar.

Bu sadece Türk vatandaşlarına ayrıcalıklı olarak verilen bir haktı. Ülkemizden binlerce insanın Avrupa vatandaşlığını kolayca elde edip yepyeni bir hayata kavuşmalarını sağlar. 1973 Katma Protokol’ü ile güçlendirilmesi ve son olarak 1980 yılında son halini almıştır. Gelinen son nokta ise, Hollanda bu anlaşmanın uygulanması gereken kurallarına uymadığı. Ne değiştiğini 22 yıldır ülkemizi yöneten iktidar bizlere bir açıklama yapması gerekmekte. 2011 yılında imzalanan anlaşma  8 yıl sonra yürürlüğe konuldu. Bilgilerinin Otomatik Değişimi Anlaşması’nı 31 Aralık 2019’da onayladı.

Peki Avrupa ülkelerinde yaşayan 6 milyonu aşkın Türk vatandaşını yakından ilgilendirmesine rağmen ülkemizi yöneten 22 yıllık iktidar neden halkımızı yeterince bilgilendirmedi. Hangi ülkeler ne zaman başlayacak ve hangi bilgiler diğer ülkelerle otomatik olarak paylaşılacak? Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarımızın çıkarlarını ve haklarını sonuna kadar savunacağız.

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.