Turgut Torunoğulları: “Türkiye’de yapılacak seçimler öncesi bakanların Avrupa’ya gelmelerinde bir sakınca görmüyoruz”

Turgut Torunoğulları: “Türkiye’de yapılacak seçimler öncesi bakanların Avrupa’ya gelmelerinde bir sakınca görmüyoruz”

Mehmet Ali Topcu – Ergun Kula

MANŞET (DEN BOSCH) : Türkiye – Hollanda ilişkilerinin iyileşmesi, Hollanda Türk toplumunun mevcut sorunlarının tespiti ve çözüm yolları konusunda inisiyatif üstlenerek, ülkedeki STK temsilcileriyle önemli bir toplantı gerçekleştiren Edelstaal/Orka Group Yönetim Kurulu Başkanı, DTIK Avrupa Bölge Komitesi Başkan Vekili ve Netuba YK  üyesi Turgut Torunoğulları:Hollanda’da 500 bin Türk yaşıyor. Bu Türklerin birçoğu ticaretle uğraşıyor. Türkiye’den bakanlar gelirse sorunlarımızı bizzat kendilerine iletme olanağımız oluyor. Hollanda ve Türkiye’de yapılan seçimlere mutlaka katılalım, oylarımızı kullanalım.” açıklamasında bulundu.

 

Edelstaal/Orka Group’un Den Bosch kentindeki genel merkezinde bir araya gelen toplumun her kesiminden STK temsilcileri, eğitimciler, politikacılar, iş dünyası ve basın mensuplarından oluşan 100 katılımcı, görüş ve düşüncülerini dile getirme olanağı buldu.

TİCARİ ÇIKARLAR SÖZ KONUSU OLUNCA ÇÖZÜLMEYECEK SORUN YOKTUR

Toplantının moderatörlüğünü üstlenen Edelstaal/Orka Group ve Netuba İş Konseyi Yönetim Kurulu üyesi Ertan Torunoğulları, “Dünya tek renk olsaydı hiçbir anlamı olmazdı, dünyanın güzelliği çok renkli olmasındandır. Dolayısıyla bizde bu programa farklı dünya görüşünden, etnik kökenden kurum kuruluş temsilcilerini davet ederek, herkesin görüş ve düşüncelerini ifade etmelerine imkân sağlamak istedik. Hollanda Türkiye arasında siyasi gerginlik var. Bu siyasi gerginlikten Hollanda’da yaşayan vatandaşlarımız olumsuz etkilenmektedir. İki ülke arasında milyarlarca avroluk yatırımlar mevcuttur. Ticari çıkarlar söz konusu olunca çözülmeyecek sorun yoktur. Bugün burada toplanmamızın sebebi ‘haklar verilmez alınır’ sözünden hareket ederek sorunlarımızı tartışıp neler olduğunu belirlemektir.” şeklinde kısa bir konuşma yaptı.

Daha sonra Edelstaal/Orka Group Yönetim Kurulu Başkanı, DTIK Avrupa Bölge Komitesi Başkan Vekili ve Netuba YK  üyesi Turgut Torunoğulları, söz aldı.

Turgut Torunoğulları, Bildiğiniz gibi ben yıllar önce de bu tip toplantıları çok yaptım. Sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirdim ve onun neticesinde, (elbette basının da desteği ile) birçok sorunumuzu çözdük. Bu toplantımızın benim için iki önemli amacı vardı. Birincisi Türkiye’de yoğunlaşan işimden dolayı uzun zamandan beri göremediğim ve geçmişte birlikte çalışmalar yaptığımız arkadaşlarımla hasret gidermekti. İkincisi ise şu an da Hollanda ile Türkiye arasında yaşanan sıkıntılar. Bildiğiniz gibi çok büyük sıkıntılar yaşıyoruz. Bunlara karşı ne yapabiliriz, nasıl bir çözüm üretebiliriz? Sorunlarımızla alakalı yeniden nasıl raporlar oluşturabiliriz ve bu raporları ilgili kurumlara nasıl verebiliriz diye. Böyle bir amacım vardı ve çok şükür bu amacımıza da ulaştık. Herkes de fikrini üç-beş dakika içinde anlattı. Bunlar bir rapor haline getirilerek gereken kurumlarla görüşülüp haklarımızı isteyeceğiz. Hollanda genelinde faaliyet gösteren irili ufaklı yüzlerce Türk kökenli sivil toplum kuruluşu (STK) bulunuyor. İlk bakışta çok örgütlü bir toplum görüntüsü vermemize karşılık günümüzde bireylerin talep ve beklentilerindeki hızlı değişimler,  toplumları ekonomik ve sosyal yapılarını derinden etkilemektedir.  Ortaya çıkan değişimleri toplumun ihtiyaçları doğrultusunda yönlendirebilmek her zaman mümkün olamamaktadır. Söz konusu süreçte toplumsal sorunları uzun vadeli, toplum lehine çözümler üretme ve siyasal iktidar nezdinde farkındalık yaratma çabasındaki Sivil Toplum Kuruluşları önemli aktörler olarak karşımıza çıkmaktadırlar. STK’ların, kamuya sundukları hizmetin yanında politika ve stratejilerin oluşumunda, yürütülmesinde pay sahibi oldukları görülmektedir. Diğer taraftan STK’lar yerel ve merkezi idarenin aldığı kararlarda önemli bir paydaş rolünü üstelenmektedirler”

SİVİL TOPLUM PLATFORMLARI (STP)

“Sivil Toplum Kuruluşları kamunun ve özel sektörün yanında üçüncü bir sektörü üstelenebilmektedirler. Tek başlarına üstesinden gelemeyecekleri sorunlar karşısında etkinlikleri artırabilmek amacıyla aralarında işbirliğine gitmektedirler. Böylece Sivil Toplum Platformları (STP) adı verilen üst yapılar ortaya çıkmaktadır. Hollanda’da gün geçtikçe STP’lerin sayısı artış göstermektedir. Yerel ölçekte varlık gösteren ve bu çalışmada, birer sivil inisiyatif olarak STK’ların toplum açısından yeri ve önemi sorgulanmaktadır. Bildiğiniz gibi geçmiş yıllarda DTİK adına Avrupa’nın genelinde yapmış olduğumuz çalışmalarla hazırladığımız raporlarla ve geliştirdiğimiz projelerle Türkiye’den kaynaklanan birçok sorunumuzu çözdük.”

SEÇİMLERE MUTLAKA KATILALIM

“Hollanda ile Türkiye arasında siyasi gerginlik var. Bu siyasi gerginlikten Hollanda’da yaşayan vatandaşlarımızın yanı sıra iş dünyası da olumsuz etkilenmektedir. İki ülke arasında yaşanan krizleri istemiyoruz. Demokrasinin beşiği denen Hollanda’da geçen sene Türkiye’den gelen bakanları kabul etmediler. İnsan haklarına saygısızlık olmuştur. Türkiye’de yapılan seçimler öncesi bakanların Avrupa’ya gelmelerinde bizler vatandaşlar olarak bir sakınca görmüyoruz. Biz de yine Türk sivil toplum kuruluşları olarak diyoruz ki, Türk siyasetçileri gelmeliler ve düzenli salonlarda güzel bir şekilde buradaki insanlarımızı rahatlatacak açıklamalar yapmalılar. İnsanların seçme ve seçilme iradelerini ortaya koymalarını sağlamalılar. Buradakilerin Türkiye bağlantılı sorunlarını dinlemeliler. Bu siyasetçilerin işidir. Bizim işimiz değildir. Bizim arzumuz bu seçimlerde Avrupa’daki Türklerin zarar görmeyeceği bir şekilde yürümesidir. Hollanda’da 500 bin Türk yaşıyor. Bu Türklerin birçoğu ticaretle uğraşıyor. Bakanlar gelirse sorunlarımızı bizzat kendilerine iletme olanağımız oluyor. Hollanda ve Türkiye’de yapılan seçimlere mutlaka katılalım, oylarımızı kullanalım” dedi.

DENK, BİR TEPKİ PARTİSİDİR!

Turgut Torunoğulları konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Toplantımızın amacına ulaştığı için mutluyum. Bugün burada ortak çıkar, hak ve özgürlüklerimiz adına, hoşgörü ve birlik beraberlik için bir adım atmış bulunuyoruz. Bir arkadaşımız, DENK Partisi’nin insanları ayrıştırdığını söyledi. Bu düşünceye katılmıyorum. DENK Partisi bir tepki partisidir. DENK’e oy veren sadece Türkler değil, Hollandalı ve diğer yabancılar da var. Demek ki diğer siyasi partilerde bu arkadaşlarımız kendilerini ifade edecek ortam bulamadılar ve demokratik haklarını kullanarak böyle bir parti kurdular. Ayrıca burada DENK partisinden kimse olmadığı ve doğacak cevap hakkını kullanamayacakları için bu eleştiriyi uygun bulmadım.”

Toplantıda söz alan temsilciler ve açıklamaları şöyle:

TÜRK ÇOCUKLARININ EĞİTİMİ  CİDDİ BİR  SORUN

Zeki Arslan (Eğitim Uzmanı ve Araştırmacı): “Eğitimle ilgili güvensizliği ortadan kaldırmazsak başarılı olamayız. Yabancı uyruklu çocukları eğitime 1-0 yenik başlamaktadırlar. Hollanda hükümeti yabancı çocuklar için 850 milyon avro kaynak ayırmaktadır, bu kaynaktan yabancı uyruklu çocuklar yararlanamamaktadır. Yapılan  araştırmalarda ayrılan bu kaynakların amaç dışı kullanıldığı görülmektedir. Ayrıca yabancı çocuklar CİTO testlerinde oldukça zorlanmaktadır. Bu testler de çok kültürlü bir toplum için hazırlanmış değil bu konuda da ciddi çalışmalar yapılmalıdır.”

Sibel Saki (Hollanda Türk İş Kadınlar Derneği Başkanı):  “Sivil toplum kuruluşların yaptığı bugünkü gibi toplantılara Hollandalı sivil toplum kuruluşların da çağrılmasını gerekli buluyorum. Sorunlar hepimizin sorunlarıdır.”

Mustafa Ayrancı (HTİB Başkanı): “Ötekileştirme olduğu müddetçe sorunları çözemeyiz. İnsanlar arasında ayrışma, ayrımcılık yapıldığı müddetçe sorunları çözmekte zorluk çekeriz, benden olmayanı dinlemem felsefesi ortadan kalkmalıdır.”

Murat Kurt (Hollanda Cem Vakfı Başkanı): “Hollanda çok sayıda STK var. Bunların Türkiye’nin ortak sorunları etrafında birleştiklerini görmedim, göreceğime de inanmıyorum.”

Kasım Akdemir (İOT eski başkanı): “Hollanda’da yaşıyoruz, buradaki siyasete daha fazla katkı sağlamalıyız. Buradaki sorunlarımızı siyaset yoluyla çözmeliyiz.”

Tarık Şaki (Avukat): “Önemli kararların alındığı mercilerde temsil edilmiyoruz. Temsil edilebilmemiz için sendikalarda, kararların alındığı önemli yerlerde görevler almalıyız”

Orhan Demirci (Hollanda Nogay Vakfı Başkanı): “Hollanda’da yaşayan Türk toplumu olarak sorumluluk bilinciyle hareket ederek, herkes üzerine düşeni yaparsa sorunlar ortadan kalkar diye düşünüyorum.”

Ali Alıcıkuş (Den Bosch Camii Başkanı): “Hollanda Diyanet Vakfı’na bağlı 146 tane camii var. Bu şubelerde çocuklarımıza Türkçe dersleri verilmesini sağlamalıyız. Den Bosch Orhan Gazi Camii olarak çocuklarımıza, 8 yıldır Türkçe dersleri veriyoruz.”

Yusuf Başçı (Turkish Professionals Network Eindhoven üyesi): “50 yıldır Türk STK’ları bu ülke için bir şeyler yapmaya çalıştılar. Ve kendimizi de kabul ettirmiştik. Fakat 11 Mart sonrası çoğu STK’larımızın yok olmasına yerle bir olmasına vesile oldu. Denk partisi faktörüyle biz kendimizi ötekileştirmeye başladık.”

Ahmet Azdural (İOT Müdürü): “Hollanda ile Türkiye arasında gelişen  olumsuz siyasi atmosferde Hollanda basını da büyük rol oynadı.  Türkler ile ilgili çıkan haberler  ne yazık ki her geçen gün olumsuzluklarla dolu. Türklere  karşı bir güvensizlik sorunu var. Hollanda Hükümeti tarafından ciddiye alınmak istiyorsak yüzümüzü Hollanda’ya  dönmeliyiz.”

Ömer Hünkâr  Ilık (TV yapımcısı): “Son yıllarda Hollanda’nın güvenlik sorunu var. Hollanda’ya sonradan gelen Suriyeli, Iraklı, Afgan, Bulgar vatandaşları ile Türkler birlikte kıyaslanmaktadır. Hollandalılar bakış açılarını değiştirmeyerek Türkleri Truva atı olarak düşünerek yanlış ön yargılı davranmaktadırlar. Gençlerimizden ricam, eğitime önem vererek önemli yerlerde görev almalarıdır.”

Durmuş Doğan (TOVER Başkanı): “Hollanda tarihine baktığınızda, Türkleri hiç sevmemiştir. Türkler hakkında en ufak bir olayı medyası geniş ve kötü şekilde işleyerek halkına sunmaktadır. Hâlbuki tarihe baktığınızda Türkler Hollandalılara zor günlerinde yanında olup yardım etmiştir. Sivil toplum kuruluşları olarak birlikte mücadele ederek sorunlarımızı çözmek için çalışmalarımız artarak devam etmelidir.”

Cemile Sezer (Sezer Consult Sahibi):  “Hollanda ve Türkiye  bizler için önemli. Biz ikisinden de vazgeçemiyoruz. Hollanda’daki kurum ve kuruluşların karar mekanizmalarında bulunmalı ve oraların yönetimlerine girmeliyiz. Bazı çalışmaları karşı taraftan beklememeli, kendimiz inisiyatif almalıyız. Yetenekli olanlara ve çalışmak isteyenlere Hollanda ve Hollandalılar şans vermektedirler.”

Hatice Işık Beker (Netuba Yöneticisi): “Hollanda ile Türkiye arasında yaşanan diplomatik krizin ardından iki ülke ticari ilişkilerinin kopmaması ve daha yoğun devam etmesi için NETUBA iş konseyi 2017 yılında yaptığı çalışmalara hız kesmeden devam etti. Gerçekleştirilen bu aktivitelerin genel amacı yaşanan bu olumsuzluklardan Türk ve Hollandalı iş adamlarının en minimum seviyede etkilenmesi idi.”

Hatice Can Engin (İOT eski Müdürü):  “Hollanda’da gelişen bu olumsuzluklar  toplumumuzu derinden etkilemektedir. Türkiye ile Hollanda arasında gelişen bu olumsuz hava Hollanda da yaşayan ve hayatlarını bu ülkede sürdüren bizleri  1. derecede etkiliyor. Güçlü bir lobi oluşturulması için yapılan be  girişime destek verilmeli.”

Yusuf Değirmenci  (Trabzonlular Derneği üyesi): “Çözüme yönelik, pozitif düşünerek, o yönde adım atmalıyız. Aradan 60 yıl geçti artık misafir işçi (Gastarbeider) statüsünden kendimizi kurtarmamız gerekir.”

Nazmi Türkkol (Avukat): “Çok fazla olumsuz düşünmeye gerek yok. Bu 50 yıl içerisinde çok şeyler başardık. Evet, toplumsal sorunlarımız var, onunda çözümlerini birlikte bulacağız. Artık ‘Slachtofferschaap’ kurban psikolojisinden çıkmamız gerekir. Bu psikolojiden çıkmadığımız sürece biz bu çerçevenin içinde kalmaya devam ederiz. Toplum olarak buralı olduğumuzu kabul etmemiz lazım.”

Mehmet Soytürk (Hotiad Onursal Başkanı): “Turgut Torunoğulları; DEİK ve NETUBA kuruluşlarında aktif görevler üstlenmektedir. Avrupa’da yaşayanların sorunlarını iyi etüt ederek çözüme kavuşturmak için elinden gelen gayreti göstermektedir. Bundan sonra da aynı kararlılıkla adım atacağına inanıyorum.”

Cavit Balcı (Hotiad Üyesi): “11 Mart ile Türklerin ötekileştirilmediği, 11 Eylül ile yabancılaştırıldığını daha net görüyoruz.”

Ahmet Kaya (Diş Hekimi): “Burada asıl mesele, bu gibi organizasyonların birkaç kişinin omzunda olmayıp, herkesin bir şekilde elini taşın altına koyması, sokması gerçeğidir. Bu ülkede, bu ülke için 10, 50, 100 yılın planlarını yapmamız lazım. Çünkü biz gitmeyeceğiz, biz kalıcıyız.”

Adil Akaltun (Gazeteci): “Hollanda kamuoyunu etkilemenin en iyi yolu ticarettir. Toplantılar yapılıp istenilen verim alınamıyorsa bunun yolu sosyal medyayı iyi kullanmaktan geçer. Bu yolla çok daha fazla Hollandalıya ulaşmak pekâlâ mümkündür.”

Program sohbet eşliğinde yenilen yemekle sona erdi.

 

 

About The Author

Related posts

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.